Mütareke Ağrısı
Sınır boylarında bırakılmış bir sancaktı adın,
Geri çekilirken ilk vurulan hatıralar oldu.
Gövdemde koca bir kentin yıkılış gürültüsü,
Sana sorsalar, "Geçti o fırtına" diyeceksin.
Yalan söyleyeceksin, ikimiz de sezeceğiz.
Kim kazandı şimdi bu mukaddes mağlubiyeti?
Biz her şeyi yakıp yıkan iki firari,
Şimdi başka uollarda sığınmacı gibi ezik,
Başka memleketin gölgesinde üşüyoruz.
Oysa pusulamız birbirimizin göğsünde kalmıştı.
Geri dönmelisin; çünkü bu yıkımı başlatan eller,
Yalnızca kendi yıktığı tapınağı ayağa kaldırabilir.
Yabancı ellerin merhemi, ancak yabancı sızılara iyi gelir;
Sende açtığım o derin uçurumu,
Benden başka hiçbir toprak dolduramaz.
Farklı diller konuşan o kalabalıklar arasında,
Seni benim gibi eksiksiz okuyacak kimse yok.
Ben ki, cezamı kendi ellerimle kesmişken bu aşka,
Şimdi affı da, fermanı da senin ayaklarına seriyorum.
Haklılıklar, haksızlıklar sığmaz artık bu kavgaya.
Eğer uykularını bölen o soğuk ürperti bensem,
Geleceğim.
Tüm yeminleri bozup, kışından bahar devşireceğim.
Çünkü ikimiz de çok iyi anladık:
Biz birbirimizin sürgünü, birbirimizin son sığınağıyız.
Uzakta kaldığını söyleyeceksin dünyaya,
Oysa buradasın, tam solumda, biliyorum.