Şiir Ölçekli Mesafeler
Beni bir okul koridoru denk getirdi ilk defa sana, buna kader derim.
Şimdi nerede olursam olayım sen hep benime olacaksın.
Asıl vakti sorarsan bir berbat sahlepi içerken anlamıştım,
Anlamıştım o gün bundan sonra renklerin dünyada var olduğunu.
Şimdi bir kabusla eş zamanlıyım, eski bir televizyon gibi renksiz ve tek kanallıyım.
Sorarsan ikimizde fotoğrafta renkli ama aynalarda soluk grileriz.
Öyle korkuyorum ki bu empati denen şeyden,
beni sıkıntıda görecek bir çocuğun kendini benim yerime koymasından.
Öyle korkuyorum ki birisi çıkıp beni sevecek diye,
senden başkasının nasıl hakkı olur ki? Çünü bir sen böyle yürekten böyle çok sevebilirsin.
Ödüm kopuyor, bir seni tanıyor ve bir seni biliyorum bu kayıplı dünyada.
Sense kayboluyorsun avuçlarımdan, gözlerimden ve her anımdan.
Rüyalarda görebildiğim bir sen varsın, gözlerimi bir ömür yummaya bile razıyım.
Ama şu sıra gözlerim güç bela kapanır, güç bela açılır ve sabahları çiğ damlaları.
Bu şiir ölçekli ayrılığın mesafesi çok zahmetli.
Sorsan ne kadar aramızdaki bu uçurum, sana derim ki; çok şiir.
Sorsan ne kadar kalbinle aramdaki mesafem, sana derim ki; yok şiir.
Artık bir şiir kadar yolumuz, kilometreler anlamsız çünkü seninle aramızdaki bu seyahatte. Kaç şiir kaldı sahi mesafelerimizi kapatmamıza?